Yeme Bozuklukları

e-Posta Yazdır PDF

Sample image

Anoreksiya Nervoza, diyetle zihnin sürekli meşgul olmasıyla, aşırı kilo kaybı ile ve kişinin zayıfladığını far edememesiyle karakterize olan bir durumdur. 

Hastaların %95’i kadındır ve 100 ergen kızdan 1’i bu hastalıktan muzdariptir. Bozukluk en çok, yüksek sosyal sınıftan gelen ergen kadınlarda görülür. Bu kişiler genelde düşük özsaygı, kişisel yetersizlik hissi içindedirler. İçsel durumlarına ve duygularına karşı güvensizdirler. Hastalar, kendileri için olağan sayılan en az kiloda olmaktan bile rahatsızlık duyarlar. Beklenen kilonun çok altında olmalarına rağmen kilo almaktan ve şişman biri olmaktan aşırı derecede korkarlar. Vücut ağırlıklarını ya da biçimlerini algılamaları oldukça çarpıktır; çok düşük kiloda olduklarını şiddetle inkar ederler. 

Anoreksiya Nervoza sadece biyolojik faktörlerle meydana gelen bir bozukluk gibi görünmemektedir. 1900’lü yılların başlarında, anoreksiyanın hipofiz bezi bozukluğunun bir ürünü olduğuna inanılıyordu. Bugün, anoreksiya hastalarında görülen hastalığın inkarı, beden imgesindeki bozulmalar, döngüsel diyetler gibi özelliklerin hipofiz bezi bozukluklarında yer almadığı bilinmektedir. Beynin yeme davranışlarını düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynayan hipotalamusun da hastalığın üzerindeki olası etkileri araştırılmıştır. Hipotalamik düzensizlikler anoreksik hastalarda gözlenmektedir, ancak bu düzensizlikler, yeme bozukluğunun nedeninden çok, sonucu olma olasılığının daha yüksek olduğunu düşündürmektedir. 

Hastalık genelde ergenlik döneminde başlar. Hastaların aileleri onların önüne yüksek standartlar koymuşlardır. Onlar da her zaman doğru olanı yapmaya çalışmışlar ve mükemmel bir çocuk olmaya güdülenmişlerdir. Aileler, çocuklarının bağımsızlık kazanma isteklerine karşı güçlü bir direnç göstermişlerdir. Çocuklarına karşı aşırı koruyucu ve düşkündürler. Son derece katı ve sorunların çözümünde başarısızdırlar. Çocuklar, bağımsız bir yetişkin olmakta güçlük çekmişlerdir. Aileleri aşırı koruyucu oldukları için, etkili değildirler ve yetersizlik duyguları içindedirler. Anoreksiklerde tek bir kişilik olmadığı görülse de, onlar genelde aşırı itaatkar, duygusal açıdan tutuk, kompülsif ve bağımlıdırlar. 

Çevre ve kültür de bu hastalığın gelişiminde önemli bir rol oynar. Kültür, kadınların önüne “ideal bir beden şekli” koyar. İdeal beden ölçüleri, “başarı”, “güzellik”, “saygınlık” gibi anlamlar kazanır. Oysa kadının beden ağırlığı, sağlık ve beslenme koşulları geliştikçe artmaktadır. Dolayısıyla ideal beden şekli ile kadınların gerçek görünümü arasında ciddi bir çatışma başlar. Sosyokültürel baskıların sonucunda, kişi acımasızca diyete başlar. Daha önce saydığımız faktörlerle birleşince bu tür bir diyet, Anoreksiya Nervoza’nın ortaya çıkmasına yol açabilir. 

Hastada aşırı kilo kaybının ve intihar düşüncelerinin olduğu, hastanın hastalığını inkar ettiği ve daha önceki yatısız terapinin etkisiz olduğu durumlarda, tedavideki ilk adım hastayı hastaneye yatırmak olacaktır. Psikolojik tedaviye başlamadan önce hastanın kilosunu yeniden düzenlemek gerekir. Hasta ile “bir hedef kilo” belirlenir. Bu hedef genelde belirli bir yaşa ve boya özgü ortalama kilonun % 90’ıdır. Bu aşamada hasta ile tam bir dayanışma içinde olunur ve hastanın kaygılarına duyarlı olmaya dikkat edilir. Bilişsel-davranışçı terapi ve psikodinamik tekniklerin birleşimi ile yürütülen terapide, hastanın davranışsal ve duygusal sorunları birlikte ele alınır. 

Hastanın kilosu normal bir düzeye getirildikten sonra bile, yeme ve beden şekline yönelik işlevsel olmayan tutumlar devam eder. Hasta tedaviye direnç gösterse de, hasta ile terapist arasında kurulacak olan güvenli bir ilişkide, hasta düşünce ve inançlarının farkına varmayı öğrenir, işlevsel olmayan inançları ile uyumsuzlukları arasındaki bağlantıyı keşfetmeye başlar. Bu inançların doğruluğunu terapistinin yardımı ile inceler ve işlevsel olmayan inançlarını daha gerçekçi olanlarla değiştirme gücünü kendinde bulur. Hastalar artık kişilikleri daha güçlü, kendine güvenen ve başkaları tarafından anlaşılabildiğini düşünen sağlıklı bireyler olarak yaşamlarına devam ederler.

 

Çorlu'da Sağlık

Sizin sorularınız

Hava Durumu

ANKARA

İletişim

Ziyaretçi Sayacı