Ergen ve Aile

e-Posta Yazdır PDF

Sample image

Ergenin davranışlarına rehberlik edecek değerleri kazanması ve sosyal yönden sorumluluklarını öğrenmesi konusunda yardıma gereksinimi vardır. Bu gereksinimi karşılayan ve ergenin yaşamında etkili olan en önemli toplumsal kurum ailedir. Aile bireyleri arasında etkileşim ve iletişimin ergenin kişilik yapısını biçimlendirmede çok büyük ve çok derin etkisi vardır.. 

ANNE-BABA TUTUMLARI

Ergenin kendisi için biçimlediği imge, çeşitli etkenlere bağımlıdır. İlk önce kendi öz deneyimleri ve kendine yönelik incelemeleri, sonra da önemli ölçüde başkalarının ve toplumun gözlemleri söz konusudur. Ergeni bir ölçüde biçimleyen ve ona yön veren bu gözlemler arasında arkadaşların, öğretmenlerin ve elbet ana babaların gözlemleri ve davranışları yer alır.

Aşırı koruma ve baskı:

Bu tür aile tutumunda kuvvet gösterisi ön plandadır ve ana-babalar kuralları koyar, diğerlerinin de bunlara uyması beklenir. Kurallara aykırı davranışlar sert bir disiplinle karşılanır. Bu tutum amaçlara doğru ilerlemeye büyük ölçüde engel olur. Her yerde tehlike kuşkusu yaratır, ergenin sürekli bir suçluluk duygusu veya endişe duygusu yaşamasına yol açar ve bu durum kendi başına karar vermeyi engeller ya da onları kabul edilmez hale sokar. 

Ancak aşırı koruma gelişmeyi engellerse de ana babaların bazı ilkeleri uygulamaya hakları vardır. Yükümlülük ve sorumluluğun bir derecesine kadar ana babaların ergenle uyuşarak bir takım kurallar koyması yerinde olur: Belirli saatler, gruptaki arkadaşların tanınması, dışarı çıkmak için okul ödevlerinin bir yana itilmemesi, harçlığını kullanabilmeyi öğrenmesi gibi.

Aşırı Hoşgörü:

İzin verici ailelerde ise ya çok az kural vardır ya da hiç olmayabilir. Anne-babalar bilerek ya da farkında olmadan ergenlere aşağı yukarı hoşuna gittiği gibi davranma olanağı tanırlar. Disiplin uygulanmaya kalkışılsa bile çoğunlukla belirsizdir ve önceden kestirilemez. Böylesi koşullarda bazı ergenlerin çok iyi olduğunu, bazılarında da düşük benlik saygısı geliştirdiği gözlenmiştir. Her şeye rağmen ergenler sınırlarını tanımak isterler. Belli kurallar ve ana babanın belli tutumları ergenin bazı sıkışmışlıklarında sığınabileceği bir korunak olur. Onlara yol gösterici olur. Tamamen hoşgörüyü ve izin vericiliği çoğu kez kendilerine karşı bir ilgisizlik olarak algılayabilirler.  

Demokratik tutum:

Bir de demokratik aileler vardır. Bu ailede yetkileri ellerinde tutarken ve uyulacak kuralları koyarken, ergenlere farklı olma, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenme ve daha fazla karar verme olanakları verilir. Disiplin, katı cezadan çok akıl yürütmeyi, kendine güven ve yüksek akademik güdü gibi davranışları gösterir.

Özetle ana-babanın yöntemleri bir ergenin bağımsızlığı gerçekleştirme yeteneğini büyük ölçüde etkilemektedir. Ana-baba yetkecilik ya da izin vericilik uçlarında yer aldığında çocuklarıyla ilişkilerini güçlükler saracaktır. Demokratik yaklaşım olumlu bir benlik kavramını ve bağımsızlığı kolaylaştırır.

İsyan Etme ve Karşı çıkmalar:

Her şeyi alt üst etme dürtüsü, hiçbir ayırım gözetmeden yapılan itiraz ve her şeyi yıkma zevki aileler için oldukça sıkıcı olabilir. Aynı zamanda anne babaların bu isyan ve karşı çıkmalar karşısında, çocuklarının geleceği hakkında kaygı duymaları ve ergenlerin hayal ettikleri kişiliği kabul etmede zorluk çekmeleri, bu çağdaki sıkıntı ve isyanları arttırabilir. Henüz kendisini tanımayan, sevenleri tarafından da tam kabul görmeyen ergenler, bu dönemde oldukça hassas bir ruh haline girer. Ergenin özerkliği için sürdürdüğü savaşım sadece ailesine karşı değil, tüm otoriteye karşıdır.
Ancak toplumsal gelişim ve ruh sağlığı açısından bu isyanlar ve karşı çıkmalar o kadar da sıkıcı değildir. Davranışlarının temelinde, başkaları tarafından beğenilmek, kabul edilmek isteği ile şiddetli bir bağımsızlık arzusu ve yetişkinlere kendini bağımlı kılan bağlardan kurtularak, kendi kişiliğini kanıtlama gereksinimi bulunmaktadır. Bu isyanlarda gelecekteki bir ilerlemenin umudu, yaratıcı gücün bir görünümü vardır.  

Ergenin ilgisizliği ile dikkat çekmesi, ne ebeveyni nede toplumu eleştirmemesi ya da ergenin herhangi bir sorununun olmadığı görüntüsü, ebeveynlerin memnunluklarına karşı biz klinisyenler için bir duraklamaya işaret eder. Eleştiriden kaçış bedensel, cinsel, mesleksel kimliği bulma ve onları yeni bir kimlik çatısı altında bütünleştirme sorunlarından kaçışla da eşanlamlıdır. Çünkü bunalım ergenlerde normal bir belirtidir, olmayışı kaygı uyandırmalıdır. O nedenle A. Freud ergenlik dönemine ‘normal bunalım’ evresi adını vermiştir.

 

Çorlu'da Sağlık

Sizin sorularınız

Hava Durumu

ANKARA

İletişim

Ziyaretçi Sayacı