Anne ve Bebek

e-Posta Yazdır PDF

Sample image

Emzirme övülmediğinde bile doğal bir yol olduğu için ve bu yüzden de çok iyi nitelikleri olduğundan annelerin bebeklerini emzirmek yönünde bir eğilimleri vardır. Fakat çok farklı sebepler yüzünden annelerin bebeklerini emziremedikleri ama sağlıklı bir şekilde büyütebildikleri de görülmüştür. Bu, bebeğin başka yollarla da annenin fiziksel yakınlığı hissedebildiğini gösterir. Bunların yanında bir anne bebeğini emzirmeyi sürdüremediğinde insan üzülür çünkü bebek veya annesi veya her ikisi de bu deneyimden mahrum kaldıklarında bir şeyleri kaybetmektedirler. 

Bu sadece hastalıklarla veya psikiyatrik bozukluklarla ilgili değildir. Bu konu daha çok kişiliğin zenginliğiyle, karakterin gücüyle ve mutlu olma kapasitesiyle ilgilidir. Aynı zamanda baş kaldırabilmeyle ve yenilikler yapabilmeyle ilişkilidir. Gerçek gücün bireyin doğal yollarla ilerleyen gelişim sürecine bağlı olduğu doğrudur. Ama bu güç pratik hayatta korkunun, kızgınlığın ve çökkünlüğün gücünün arkasında kalabilir.

Önceleri çok farklı görüşler olmasına rağmen artık emzirmenin önemi daha iyi anlaşılmıştır. Artık mamayla beslemenin emzirmeden daha iyi olduğunu düşünen doktorların sayısı çok azdır. Beslenmenin fiziksel öneminin yanında, bebeğin sadece kemikten ve etten oluşmadığı unutulmamalıdır. Bireyin akıl sağlığı, annenin sağladığı kolaylaştırıcı ortam sayesinde daha en başından beri gelişimini sürdürür. Bu ortam bebeğin kalıtımla gelen kalıplara göre doğal büyüme süreçlerinin ve çevreyle etkileşimlerinin geliştiği yerdir. Anne böylelikle, farkında olmadan, sağlıklı bir zihnin dayanaklarını ve temellerini oturtur.

İYİ ANNE VE İLK ANLARDA EMZİRME

Eğer anne iyi bir annelik yapıyorsa sadece bunların değil, bireyin karakterinin sağlamlığının ve kişiliğinin zenginliğinin de temellerini atar. Birey böyle bir temelle beraber eline geçen dünyaya ulaşma şanslarını yaratıcı bir şekilde kullanabilir ve kültürel miras gibi dünyanın ona sunduklarından faydalanıp bunlardan zevk alabilir. Bir çocuk hayata iyi başlayamadıysa kültürel mirastan ve dünyanın güzelliklerinden yararlanamayacaktır. Bu yüzden gerçekten sahip olunanlar ve olunamayanlar vardır. Bunun parasal güçle değil hayata yeterince iyi başlayıp başlamamakla ilişkisi vardır.

Emzirme konusu, kişinin yeterince iyi çevresel donanıma sahip olarak hayata başlayabilmesi gibi büyük bir sorunun bir kısmını oluşturur. Annenin “iyi bir meme”ye sahip olması bir deyim olarak kullanılır. Bunun manası genel olarak iyi ve tatmin edici bir annelik ve ebeveynlik yapmaktır. Mesela çocuğu sahiplenmek ve iyi bakmak, yaşamsal olarak emzirmekten daha önemlidir. Ayrıca doyurucu bir emzirilme dönemi geçirmiş bebeklerin bakımının yetersiz olabildiği gelişim süreçlerinde gözlenen aksaklıklardan, insanlarla ilişkilerindeki ve nesneleri kullanma yetilerindeki yetersizliklerinden-kötü sahiplenme ve bakmayla ilişkili olarak- fark edilebilir.

Kelime olarak meme ve emzirme tümüyle bebeğe annelik yapma tekniğini içerir, Bundan sonra memenin kendisinin ne kadar önemli olduğunun üzerinde durulabilir. Yani anneyi bebeğini emzirmeye zorlarken iyi bir annelik yapmanın önemi unutulmamalıdır. Bazen anne bebeğini emzirmek için çok mücadele verir ve bebeğe zor anlar yaşatır, ama burada etkenler bilincin dışından geldiği için bunu beceremez. Anne acı duyar ve bebek de acı duyar. Biberonla beslemeye geçildiğinde ikisi de rahatlayabilir. Böylelikle bebek yeterli beslenmeyi elde ettiği için tatmin olur. 

Bazen de zaten bebeğini emzirecek olan anneyi, bu konuda aşırı zorlamak olumsuz etki eder. Çünkü bu anneyle ve bebeği arasındaki yakınlık hakkında doktorların ve hemşirelerin pek bir fikri yoktur. Normalde annenin ve bebeğin yakınlıkları hakkında öğüte ihtiyacı yoktur. Öğütten çok, annenin kendisine inancını güçlendirecek bir çevrenin sağlanmasına ihtiyacı vardır. Günümüzde bebek doğarken babalar daha çok onların yanında olabilmektedir. Baba, anne dinlenmeye geçmeden önce ilk anlarda bebeğini görmesinin önemini kavramalıdır. Bu, emzirmenin sağlanmasına benzer. Bazen bu durum anne emzirmek için çok çaba harcadığı halde başarılamayınca zorlayıcı bir hal alır. Anne kendi tepkilerini beklemelidir veya tepkileri bebeğini bekleyemeyecek kadar güçlü olabilir ve frenlenen süt akışını düzenlemek için yardım edilmelidir. 

Doğumdan hemen sonra doktorlar ve hemşireler bebeğin ve annenin sağlığıyla meşgul olurken annenin, babanın ve bebeğin arasındaki ilişkinin önemini unutabilirler. Ama ilk dakikalar çok önemlidir ve sağlıklı bir şekilde geçirilebilmeleri için aile içindeki etkileşime önem verilmelidir.

Kendi iç çatışmalarıyla ve kendi çocukluk deneyimleriyle ilişkili kişisel zorlukları olan anneler de vardır. Bunlar bazen ayırt edilebilir. Emzirme konusunda zorlukları olan anneyi zorlamak, bunun sürdürülemeyeceği ve felakete dönüşeceği biliniyorsa doğru değildir. Anne sürdüremeyecekse ısrar etmemeli, başka bir besleme yöntemine geçmelidir. Belki bu anne ikinci veya üçüncü çocuğunda daha rahat emzirebilecektir. Bunun doğal olarak gelişmesi anneyi daha mutlu eder. Emzirilemeyen bir bebek için bile annenin fiziksel yakınlık kurma adına kullanabileceği birçok değişik yöntem vardır.



SÜTÜNÜ İÇERKEN KUCAK İSTEMEYEN BEBEK

Bu konuların çok erken dönemlerde dahi önemli olabileceğini gösteren bir örnek verilebilir. 6 haftalık bir bebek evlat edinen bir kadın vardı. Bebeğin, insanların temasına, kucaklanmaya, sahiplenilmeye ve bakıma çok iyi cevap verdiğini fark etti. Anne, bebeğin daha altı haftalıkken önceki yaşantısından çıkarttığı bazı kalıplar olduğunu anladı. Bu davranış kalıbı sadece beslenme anına özgüydü. Bebeğin sütünü emmeye başlaması için yere veya masaya koyup annenin hiçbir fiziksel kontak kurmadan biberonunu tutması gerekiyordu. Bu garip beslenme davranışı devam etti ve bebeğin kişiliğinde bir yer aldı. Çocuğun gelişimini izleyen herkes, bebeğin ilk günlerinde bir insan tarafından yapılmayan beslemenin onu ne kadar kötü etkilediğini görüyordu.

Ama şunu akıldan çıkarmamak gerekir ki başlarda anne bebek arasında geçen çok küçük şeyler bile önemlidir. Bunların çok doğal bir şekilde gelişiyor olması önemlerini azaltmaz ve bunlar Allah’ın bir lütfü olarak kabul edilmelidir.

Bu yüzden emzirmenin çok faydalı bir şey olduğu sonucunu çıkartıyorum. Ama anne zorlanıyorsa ısrar edilmemeli ve böyle durumlarda vazgeçilmez olarak kabul edilmemelidir. Besleme davranışında müthiş bir zenginlik olduğu barizdir; bebek uyanık ve canlıdır, oluşmakta olan kişiliğin tüm öğeleri etkindir. Başlarda bebeğin uyanık geçen zamanlarının çoğu beslenmeyle ilişkilidir. Bebek bir şekilde rüyasında görmek için malzeme toplar. Aslında daha sonra bebek uyurken ve rüya görürken onun iç gerçekliğiyle bütünleşecek başka şeyler de olacaktır. Bir çocuğun yaşadıkları sönük, renksiz ve hatta sıkıcı olabilirken bir diğerinin yaşadıkları o kadar heyecan verici, renkli ve uyarıcı olabilir ki bunlara zor dayanıyordur. Bazı bebekler için beslenme o kadar sıkıcıdır ki öfkeyle ve hüsranla ağlamak onu rahatlatır, böylelikle kendini gerçek hisseder ve tüm kişiliğini işin içine sokar. Bu yüzden bebeğin emzirilmesini değerlendirirken ilk önce bu deneyimin zenginliğini ve kişiliğinin tümünün işin içinde olup olmadığını değerlendirmek gerekir. Biberon kullanıldığında da emzirme sırasında önemli olan özellikler gözlenebilir. Mesela erken dönemin bir özelliği olan annenin ve bebeğinin birbirinin gözünün içine bakması sadece emzirmeye özgü değildir. Ama biberonun plastik memesi kullanıldığında emzirmenin kendine has kokusunun, tadının ve yaşattığı hislerin olmayacağı da tahmin edilebilir. Ama kuşkusuz bebeklerin bu sorunu aşacak yolları vardır. Bazı durumlarda plastiğin duyusal açıdan aşırı kullanılışının temellerinde biberonla beslenirken kullanılan plastik memenin rolü izlenebilir. Duysal deneyim için bebeğin kapasitesi, geçiş nesnesi dediğim şeyleri kullanabilmesinde de fark edilir. İpek, naylon, yün, pamuk, keten, kolalı bir önlük, lastik ve ıslak bir bez gibi şeyler olan geçiş nesneleri bebeğin dünyasında farklı anlamlara sahiptir. Bu konu bebeğin küçük dünyasında büyük olaylar yaşandığını çok iyi gösterir.

Bebek emzirilirken annenin kendisinin yaşadıkları ve hissettikleri de önemlidir. Bu konuya, annenin başarma duygusunu tarif edebilmek için değinme zorunluluğu vardır. Anneye sıkıntı veren fizyolojik ve anatomik öğeler bir anda anlam kazandığında ve anne bebeğin kendisini yemesinden korktuğu bir anda bebeğe verebileceği süt denen bir şeye sahip olduğunu hissettiğinde, başarı duygusunu yaşar. Nasıl yapılırsa yapılsın bebeği beslemek anneye tatmin duygusunu yaşatsa da eğer bir kadın kendinden bir parçayı bu iş kullanırsa yaşayacağı tatmin duygusunun çok farklı olacaktır. Böyle bir tatmin, anneyi kendi bebeklik deneyimlerine götürür. Bu olay insanı diğer memelilerden de ayırmaktadır. 

KÜÇÜK BEBEĞİN SALDIRGANLIĞI

Şimdi bu konudaki gözlemlerin en önemli kısmına geldim; canlı bebekte var olan saldırganlık gerçeği. Zamanla bebek tekmelemeye, çığlık atmaya ve tırmalamaya başlar. Başlarda annenin meme ucunda çatlaklar yaratacak kadar güçlü olan bir emme etkinliği vardır. Bazı bebekler damaklarıyla öyle sıkıştırırlar ki annenin canı yanar. Bu durumda bebeklerin annenin canını yakmak istediği söylenemez çünkü daha bir şey anlatacak düzeyde değillerdir. Ama zamanla bebeklerde bir ısırma dürtüsü gelişir. Bu çok önemli bir dönemin başlangıcıdır. Bu, acımasızlıkla, korumasız nesneleri kullanmayla ve bununla ilgili dürtülerle ilişkilidir. Bebekler hemen memeyi korurlar ve aslında dişleri çıktıktan sonra çok seyrek olarak ısırdıklarında bile zarar vermezler. 

Bunun sebebi zarar verme dürtüleri olmadığından değil de vahşi bir kurdun köpeğe, bir aslanın kediye ehlileştirmesi gibi bu dürtülerin ehlileştirilmesi sebebiyledir. Ama insan yavrularının çok zor ve kaçınılmaz olan bir evresi vardır. Anne, bebeğin anneye zarar verdiği bu evreyi kolaylıkla izleyebilir. Anne eğer bu durumu bilirse bebeğinden öç almaz ve ona karşı kin gütmez.

Diğer bir değişle bebek anneyi ısırdığında, tırmaladığında, saçını çektiğinde ve tekmelediğinde annenin yapacağı tek şey ayakta kalmak ve bununla baş etmektir. Bebek, işin geri kalan kısmını yapar. Anne bu yapılanlara karşı ayakta kalmayı sürdürürse bebek sevginin yeni bir anlamını keşfeder ve bebeğin hayatında düşlem (fantezi veya hayal) denen yeni bir şey oluşur. Bebek sanki anneye “Seni seviyorum çünkü seni yok etmeye çalışsam da sen ayakta kalmayı başardın. Rüyalarımda ve düşlemimde seni her düşündüğümde yok ediyorum çünkü seni seviyorum.” demektedir. Anneyi bir amaç haline getiren budur. Bu anneyi bebeğin bir parçası olmayan bir dünyaya koyar ve anneyi faydalı kılar.

6 aydan büyük bir bebeği ve iki yaşına gelmiş bir çocuğu anlattığımı fark etmişsinizdir. Bu gelişim, annenin bebeğin ihtiyaçlarına müthiş bir uyum sağlama yetisiyle oluşturduğu sübjektif veya korunmuş bir dünyada yaşamaktan çocuğun gerçek dünyanın bir parçası haline gelmesindedir. Ama bu bizim, kökleri yeni doğan bebeğe kadar gelen şeyleri inkar etmemize izin vermez.

 

D.W.Winnicott'ın "Winnicott on the Child" kitabından uyarlanmıştır.

Dr. Algın Köşkdere

 

Çorlu'da Sağlık

Sizin sorularınız

Hava Durumu

ANKARA

İletişim

Ziyaretçi Sayacı