Dini Psikolojik Yönden Anlama Çabası

e-Posta Yazdır PDF

'Din eğitimi’ni, 'dini psikolojik yönden daha iyi anlama çabası baslığı altında tartışmanın daha yerinde olacağı düşüncesindeyim. Aksi takdirde, bir sonraki aşamada, zaten suresi sınırlı olan mezuniyet sonrası eğitim programları içinde din eğitiminin içeriğinin ve suresinin ne olması gerektiğini tartışmak durumunda kalabiliriz. Takdir edersiniz ki yardım almak amacıyla bizlere başvuran insanların dini inanışlarını gözeten, anlamaya çalışan ve inançlara saygı ile yaklaşan bir tutum geliştirmek için formal bir din eğitimi gerekmeyecektir. Öncelikle dinin psikoloji uygulamalarındaki yerinin daha iyi anlaşılmasından yana olduğumu belirtmek isterim. Bu düşüncemi su gözlem ve veriler üzerine kurmaktayım:

1. Dünyada dinden daha büyük bir gönüllü organizasyon yoktur.

2. Dünya basını her gün kökeni 'din' olan çatışma ve karmaşalardan söz etmektedir.

3.Yaşamda ilgi odağı olan pek çok önemli olay din ile birlikte anılmaktadır. Örneğin pek çok insan mesajlarını güçlendirmek için dini öğelerden yararlanmaktadır. Evliliklerin önemli bir kimsi (birçok değişik dinde) dini otoriteler tarafından kutsanmaktadır. Doğumlar kutsanmakta, günlük ya da haftalık ritüeller birçok dindar insana yasam içinde rehberlik etmekte, davranışlarını belirlemektedir.

4. Din ile ruhsal sağlık/hastalıklar arasında yüzyıllardır güçlü-yakin ancak sorunlu bir bağ mevcuttur. Bu bağ onları zaman zaman 'yakın düşman' (intimate enemies) haline bile getirmiştir. Örneğin 'Tanrı’nın buyruklarına kulak asmazsan, o seni delilikle cezalandıracaktır.' gibi.


Davranış bilimleri ve din arasındaki işbirliği şüphesiz insanin sağlıklı gelişiminde önemli bir rol oynayabilir. Unutmamalıyız ki


a. Dini öğeler mental hastalıkların bir ifadesi seklinde kendini gösterebilirler. (sanrılar gibi)

b. İnanç ve din, yaşamın zaman zaman kaçınılmaz olan acıları ve stresleri ile bas etmede önemli bir etkendir. (Gerek Erzincan gerek Marmara depremlerinde felaketin 'ortak kader' seklinde algılanmasının iyileşme ile korale olduğunu kendi çalışmamızda bizzat görmüştük)

c. Din bazı istenmeyen davranış ve tutumların sergilenmesinin önünde bir engel hatta koruyuculuk sağlayabilir. (intihar davranışında olduğu gibi)

d. Dini inançlar alkol/madde bağımlılığı gibi durumlarda bağımlılık davranışından kurtulmakta önemli bir belirleyici olabileceği gibi bağımlılık davranışının başından itibaren daha az görülmesinde önemli bir etken olabilir.

e. Dini inanç ve ritüeller depresyon, yas ve bazen anksiyete durumları ile basa çıkmakta etkili olabilirler. (ağıt, 'shiva' gibi durumlarda olduğu gibi)

f. Din ve dini inançlar 'iyimserliği' kolaylaştırabileceği gibi 'güven-inanç ve affedicilik' gibi kavramlar aracılığıyla 'bireysel büyüme ve gelişmeyi' de sağlayabilir. Ancak dinin rolü ve işlevi paradoksal bir bicime de dönüşebilir. Din nasıl ele alındığı, ne amaçla kullanıldığına bağlı olarak önyargılardan arınma sağlayabileceği gibi önyargıların oluşumuna da zemin hazırlayabilir. Uçlarda olmak bilgi isleme süreçlerindeki yanlılık nedeniyle algılamayı ve
kognisyonlarımızı küntleştirebilir. Örneğin din getirdiği 'anti' trendlerle istenmeyen gebelikler, kadın hakları, eşcinsellik, transseksualite gibi bazen çok sıkıntılı sonuçlar doğurabilecek durumların onunun açılmasını engelleyebilir veya geciktirebilir. Bana göre yalnızca bir din vardır. O da insanlar ve insanlık için iyi şeyler yapmaktır. Ancak versiyonu çok sayıdadır. İnsanin inançları onun motivasyonunu, düşünce ve davranışlarını belirler. Diğer taraftan psikolojinin önemli amaçlarından birinin de insan motivasyonu, düşünce ve davranislari anlamak olduğu göz önünde tutulduğunda din ve psikolojinin kaçınılmaz olarak kesiştiği yerler olacaktır.

g. Hepsinden önemlisi milyonlarca insani gönüllü olarak peşinden sürükleyen
dinin etki mekanizmasını daha iyi anlaşılmasının psikoterapilerin gücünü artıracağına olan inancım. Bu alanı çalışabilmeyi çok isterdim. Anlamlandırma ve anlam bulma konusuna gelince: Psikiyatrinin bir amacı da ruh sağlığını iyileştirmektir. O halde sorulması gereken önemli sorular Ruhsal yönden sağlıklı bir insanin temel işlevi ne olmalıdır? İnsan
yaşamının temel amacı nedir?' gibi sorulardır. Çünkü tüm etkinliklerimize ve çabalarımıza anlam ve yon veren 'amaç’lardır. Amaç yok olduğunda etkinlikler de yok olur. O halde 'İnsan yaşamının amacı nedir?' Bu tür konuların bilimin kapsama alanı dışında kaldığı söylenir. Ancak bilimin bu sorulara yanıt aramamasının bir bedeli vardır. Bu bedel 'anomi'
olarak bilinen anlamsızlık hastalığıdır.

Psikiyatri bireylerin giderek birbirlerine yabancılaştıklarının farkına varmak durumundadır. Psikiyatrinin karsılaştığı temel sorunlardan biri hem hizmet veren profesyonellere hem de bu hizmeti alanlara anlam bağlamında üzerinde çalışabilecek sağlam bir çerçeve sunamamasıdır. Ne yazık ki modern biyoloji bilimi insanın varoluşunu bazen ilginç ve karmaşık bir biyokimyasal fenomen olarak görmekten öteye geçememektedir. Çağdaş bilim kültürü ise insanların 'anlam bulmadıklarını' yalnızca 'anlam yüklediklerini' söyler. Bu söylem bence bütüncüllükten yoksundur ve bazen psikopatolojinin oluşumunda veya psikopatolojinin anlaşılamamasında rol oynayabilir. Anlam verme konusunda hep logo terapiden söz etmişsiniz. Aslında Sufi yaklaşımı iste bu aşamada devreye girer. Sufizm mistik bir dini inanış ya da felsefe değildir. Spesifik bir bilgi birikimi üzerine kurulu, temel
ilkeleri öğretilebilir olan, özgül ve tahmin edilebilir sonuçları olduğu için bir
bilim olarak bile tanımlanabilecek özellikler taşır. Bu sonuç insan yaşamının anlamını kavrama kapasitesi geliştirebilmek ve sıradan gibi görünen olayların önemini görebilmektir. Farkındalık bağlamındaki bu artısın insan ırkının daha bilinçli gelişimini sağlayacağına inanılır.  Özetle amaç, görme alanının genişletilmesidir. Mevlana dergâhının kapısında söyle yazar. Burası sevenlerin Kâbe’sidir'. Dikkat edilirse Müslümanların değil sevenlerin kabesidir demiştir çünkü ona göre sevgi ve birlik her şeyin özüdür. ' Biz buraya bölünmeye değil, birleşmeye geldik' der. Sevgi ve evrenselliğe kapı açan daha iyi bir anahtar sözcük olabilir mi?  Sufilikte bireysel self' ten 'evrensel self'e geçişten söz edilir. Bizler de konuyu
daha çok evrenselleştirmek durumundayız. İnananlar - inanmayanlar ya da gerçek Müslümanlar ve olmayanlar seklinde bir kutuplaşmanın kimseye bir yararı olmayacağı acıktır.

 

Unutmayalım ki 'Sen ve ben birer su damlasıyız ve bir gün damlamaktan vazgeçip birleşirsek okyanusun kendisi oluruz' ve 'sen ve ben orada olmadığımızda görünen şeyin bir cami, bir  kilise ya da bir sinagog olmasının hiçbir değeri yoktur' çünkü yaşantımızı daha anlamlı kılmak ve dünyamızı büyütmek için farklı düşüncelere, farklı insanlara ihtiyacımız vardır. Düşünce bir anlam merdiveni gibidir. Bu merdivende yükselebilir ya da merdivenden düşebiliriz. Yasama yıllar katarken yıllara yasam katabilirsek düşüncelerimize daha az yapışırız. Çünkü ancak bu yolla değişir bu yolla ilerleyebiliriz. Zihinsel arınma, yanlıştaki doğruyu-doğrudaki yanlısı, iyideki kötüyü-kötüdeki iyiyi birlikte görebilmektir. Çünkü her şey karşıtı ile beraberdir. Becerilmesi zor olmakla birlikte, başardığımızda iyi-kotu, doğru-yanlış gibi kavramların ötesine geçeriz. Gül zevkin, diken ise acının sembolleri olarak algılanır ancak gülü koruyan dikendir.

Farkındalıkta karşıtların birliği ilkesini unutmamamız gerekir. Anomi'yi söyle özetleyebilirim: Balık okyanusta doğar, okyanusta yasar ve okyanusta olur. Ancak yaşamı boyunca hep okyanusu arar. Beni tanıyanlar yazışma kapasitemdeki sınırlılığım nedeniyle bu kadar uzun yazmama şaşırmış olabilirler. Belki çok yakınlarda Dubrovnik'te verdiğim konferansın konusunun 'Farkındalığı artırabilmek için KDT' nin Sufizm'den öğrenebilecekleri var mi?' olmasından kaynaklanmış bir durumdur. Ayrıca birkaç yıl evvel de Avustralya'da 'Din ve psikiyatri: Müslüman olmak terapi uygulamalarını değiştiriyor mu?' baslıklı bir konuşma yapmıştım. Her iki konuda bence önemli ve şimdiye kadar olduğundan daha zarif bicimde tartışılabilir (doğru ve yanlış dikotomisi yapılmadan) düşüncesindeyim.

Saygı ve sevgilerle

Prof. Dr. Mehmet Sungur

Psikiyatri Uzmanı

 

 

 

 

 

Çorlu'da Sağlık

Sizin sorularınız

Hava Durumu

ANKARA

İletişim

Ziyaretçi Sayacı