Erken Boşalmanın Nedenleri

e-Posta Yazdır PDF

Sample image

ORGANİK NEDENLER

Daha önce hiç ejakülasyon kontrolüne sahip olmamış bir hastadaki erken boşalma, tüm alanlarda fiziksel olarak sağlıklı ise çok nadiren organik faktörlere bağlıdır. Bir çok doktor bu hastaların muayenesini yapmayı bile gereksiz bulur. İyi bir ejakülasyon kontrolünü takiben ortaya çıkan bir erken boşalma vakasında organik nedenler aranmalıdır. Bu tür vakalar nadir olmakla birlikte bu durum üretranın lokal bir hastalığına, prostat iltihabına veya sinir yolları boyunca bir patolojiye (spinal kord, omurilik, periferik sinirler, merkezi sinir sistemi patolojileri, multipl skleroz ve diğer dejeneratif nörolojik hastalıklar) bağlı olabilir.

PSİKOLOJİK NEDENLER

Erken boşalmanın psikolojik nedenleri çeşitlidir ve bunlara göre belirlenmiş birçok tedavi yaklaşımı vardır.

Masters ve Johnson, genç erkeklerin streslerinin önemli olduğu görü­şündedirler. Sıkışık bir yerde, yakalanma korkusu içinde hızlı sevişmelerinin ve böyle bir alışkanlık edinmelerinin en önemli etken olduğunu ileri sürerler. Ancak ilk deneyimleri aynı koşullarda gerçekleşmiş çok sayıda erkekte erken boşalma görülmemesi bu açıklamanın değerini düşürür.

Erken boşalmaya kaygının neden olduğunu söyleyen yazarlar da vardır. Erkeğin erotik uyarılmanın yüksek seviyelerine ulaştıkça kaygı hissettiğini ve bu kaygının orgazmı tetiklediğini ileri sürerler. Erken boşalması tedavi edildikten sonra kaygısı devam eden vakalar olduğu gibi, ejakülasyon kontrolü bir kere tam olarak sağlandıktan sonra bu tür kaygılarla bozulmayan vakaların da nadir olmayışı bu açıklamanın da genelleştirilemeyeceğini düşündürmektedir.

Sistem kuramına göre çalışanlar, çiftlerin ilişkisindeki düşmanlıkların rolü olduğunu söylerler. Çiftin güç mücadelesinin ne kadar önemli olduğu sadece karısı cinsel birleşmeyi başlattığında ejakülasyon kontrolünü yitiren bir vaka örneğinde görülebilir.

Kaplan'a göre erken boşalanlar ejakülasyon kontrolünü henüz öğrenmemiş kimselerdir. Bu hastalar orgazmı yöneten orgazmdan önceki duyguların farkında değildir. Bu durum muhtemelen kendilerini rahatsız eden kaygılı duygularla ilgilidir. Biz kendi klinik deneyimlerimizden yola çıkarak bu açıklamanın daha fazla sayıda vakada geçerli olduğunu ve vakaların ejakülasyon kontrolünü öğrenmeleriyle tedavi edilebileceklerini düşünmekteyiz. Ancak boşalma kontrolünü öğrenmiş erkeklerde de sonradan çeşitli nedenlerle erken boşalma ortaya çıkabilmektedir. Uzamış, kronisite kazanmış ya da sonradan ortaya çıkmış erken boşalma vakalarında psikodinamik nedenlerin rolü daha fazla olabilir.

ERKEN BOŞALMANIN PSİKODİNAMİK NEDENLERİ

Psikanalitik literatüre göre erken boşalma, kadına yönelik bilinçdışı yoğun sadistik düşüncelerle ilgilidir. Erken boşalmanın bilinçdışı nedeni kadını yaralamak ve hazzını azaltmaktır. Kadınlara karşı bilinçdışı nefretle ilgili çatışmalar heteroseksüel ilişkilerde pregenital kaynaklara dayanmaktadır. Özellikle bu çatışmalar üretral erotik faz devresinde ortaya çıkarlar. Bu etyolojik hipotezler üç ana kavrama indirgenebilecek oldukça karmaşık kuramsal kabullere dayandırılmıştır: 

1) Kadınlara karşı temel bir ambivalans vardır. 

2) Duygusal immatürite ambivalansla başa çıkmayı engeller. 

3) Semptom ikili bir amaca hizmet eder: 

a- kadında (anne) hayal kırıklığı yaratmak, 
b- çatışmanın aynı zamanda bastırılmasını sağlamak.

Abraham, tipik vakalarda sık görülen ve karşılıklı olarak birbirini tamamlayan üç belirleyici etmen tanımlamıştır:

1) Egemen bir kadınsı yönelim,

2) Görünüşteki bir pasivitenin ardında saklanan ve amacı kadını (anneyi) kirletmek ve yaralamak olan sadistik bir yönelim.

3) Üretral erotizm.

1) Egemen bir kadınsı yönelim: Bu yönelim başlıca erojen bölgelerde ortaya çıkarılabilir; cinsel uyarılmanın en yoğun olarak glansta ve penisin gövdesinden çok, penisin kökünde ve perinede (veya daha kesin olarak, üretranın prostatik bölümündeki "dişil" bölgede) duyulur. Bu durum biseksüaliteyi gösterebilir, fakat aynı zamanda aktif fallik cinselliğin psikojenik bir inhibisyonuna tepki olarak da meydana gelmiş olabilir.

2) Görünüşteki bir pasîvitenin arkasında saklanan ve amacı kadını (anneyi) kirletmek ve yaralamak olan sadistik bir eğilim: Bu tipik pregenital sadizimdir. Ve üretral-anal olarak gerçekleşir; gerçekten erkeğin pasif-prostatik cinselliği hiçbir zaman üretral ve anal eğilimlerden izole olamaz.

3) Üretral erotizm: Üretral erotizmle tutku ve rekabet arasında doğrudan bir ilişki vardır. İşeme fonksiyonu açısından rekabet, çocukluk üretral erotizminin tipik bir özelliğidir. Üretral erotizmin ilk amacı işeme zevkidir. Ancak, üretral erotizm zevkine eş ve çatışmalara yol açan ikincil bir üretral retansiyon zevki de vardır. Başlangıçta üretral erotizmin amaçları otoerotiktirler; daha sonra üretral erotizm de objelere dönebilir. Bundan sonra üretral aygıt, bir obje üzerine işemek veya bir obje tarafından üzerine işenmesi konularındaki fantezilerin ya da işemeyle ilişkisi daha gizli cinsel fantezilerin uygulayıcısı haline gelir. İşeme zevkinin iki yönlü bir karakteri olabilir; birincisi, her iki cinste de fallik, hatta sadistik bir anlam kazanabilir -zarar verme veya tahrip etme fantezileri ile birlikte aktif bir penetrasyonun eşdeğeri olduğundan-; ikincisi, akmaya bırakma gibi pasif bir teslim olma ve kontrolden vazgeçme tarzında hissedilebilir. Erkek çocuklarda, pasifçe akmaya bırakma amacı, penisin hafifçe okşanması veya penis kökünde ya da perinede uyarılma gibi diğer pasif amaçlarla kondanse olabilir. Erkeğin pasif üretral erotizmi, ağır erken ejakülasyon vakalarının analizlerinin de gösterdiği gibi, bazen sadistik fantezilerle kondanse olabilir.

Üretral erotizm alanındaki çatışmalar atma ve tutma dürtüleri arasındaki bir çatışmadan çok, boşaltımdan ilkel erotik bir zevk duyma arzusu ile sidik torbası sfinkterinin kontrolünden duyulan narsistik bir gurur arasındaki çatışmayla ilgilidir. Bu gurur, üretral temizlik eksikliğinin genellikle, çocuğu utandırmakla cezalandırılmasına bağlıdır. Utancın üretral erotik kışkırtmalara karşı yönelmiş özel bir güç olduğu söylenebilir. Tutku da utanca karşı yapılan bir uğraşı temsil eder.Erken boşalma vakalarında ikincil çatışmalar baskın hale gelebilir ve kendini bir bağımlılık sorunu olarak gösterebilir. "Üretral tutku" çeşitli ikincil çatışmalar yaratabilir. Odipus kompleksiyle ilişkili olunca, tutkunun amacı olan "başarı", bilinçdışı olarak babayı öldürme anlamına gelebilir ve bundan dolayı da yasaklanır. Kastrasyon kompleksi ile ilişkili olduğunda, tutku, kastre olma fikrinin güvenlik verici bir reddi anlamını kazanabilir.

Kastrasyon korkusu aynı zamanda her türlü etkinliği bloke edebilir, hasta yeniden pasif-reseptif tutumlara dönebilir ve oral karakterdeki gibi bağımlılık ko­nularında çatışmalara girer" demektedir. Hasta bilinçdışında besleyici bir anneyle identifikasyon yapmış olabilir; başlangıçta emzirilme konusundaki çatışmaları, ejakülasyon bozukluklarında şekil değiştirmiş bir anlatım bulan beslenme konusundaki çatışmalara dönüşebilir.

Kronik erken boşalma vakalarının bir özelliği de mastürbasyonun pregenital ve sadistik amaçlarına karşılık olarak, çok kuvvetli bir suçluluk uyandırmasıdır. Hastalar bu semptomla her şeye karşın şekil değiştirmiş bir anlatım bulan, kabul edilmeyen dürtülerinin boşalmasını inhibe etmeye çalışırlar.

Erken boşalmanın bazı hafif şekilleri, daha çok histeriye bağlıdır ve bozukluk sadece zaman zaman görülür. Bu vakalarda boşalma diğer erken boşalma vakalarındaki gibi devamlı bir akış şeklinde olmaz, spazmodik fışkırmalar şeklindedir ve genital gelişimin tamamlandığını gösteren diğer belirtiler de vardır. Erken boşalmanın bu genital formu, mastürbasyon yasağının, dokunma yasağına bir deplasmanını gösterir ve semptom şu fikri belirtir: "penise dokunulmamalıdır". Bu genital vakalarda prognoz pregenital vakalara göre çok daha iyidir.

Önce erken boşalmanın yeni başladığı ifadesi dikkatle sorgulanmalıdır. Çünkü cinsel yaşamı başladığından beri görece yeterli bir süre cinsel birleşmeyi sürdürdüğü veya kısa sürede boşalmanın istendiği durumlarda cinsel ilişki kurduğu için kişi bunu sorun kabul etmeyebilir. Sonradan cinsel birleşmenin daha uzun olması istenen bir ilişkisi olduğunda veya boşalma süresi iyice kısaldığında ya da birleşmeye izin vermeyecek kadar kısaldığında kişi bunu yeni ortaya çıkan bir sorun olarak algılar ve böyle sunar. Oysa ya beklenti değişmiştir ya da var olan bozukluk şiddetlenmiştir.

Cinsel yaşam öyküsü, sorunun öyküsü ve tedavi girişimleri sorgulanır. Hastanın ve varsa eşinin sorunu nasıl algıladığı, düzelme beklentileri, genel ilişki özellikleri, sorun çözümleme becerileri ve motivasyonları değerlendirilir.


Doç. Dr Doğan Şahin’in “Sık Görülen İki Cinsel İşlev Bozukluğu: Vajinismus ve Erken Boşalmada Değerlendirme, Tanı ve Tedaviler” adlı kitaptaki yazılarından uyarlanmıştır.

 

Çorlu'da Sağlık

Sizin sorularınız

Hava Durumu

ANKARA

İletişim

Ziyaretçi Sayacı